Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasını onaylamasını değerlendiren Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, kararın Türk diplomasisi açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, "Türkiye Doğu Akdeniz'de vardır ve Türkiye'siz hiçbir enerji projesi başarıya ulaşamayacaktır" dedi.Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim 2026'da onaylanmasını değerlendiren Maden, kararın Mavi Vatan doktrininin sahada karşılık bulması açısından önemli olduğunu söyledi.
Maden, anlaşmanın Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerinin korunması bakımından stratejik önem taşıdığını ifade etti. Mavi Vatan doktrininin yalnızca enerji aramalarıyla sınırlı olmadığını belirten Maden, Türkiye'nin denizlerdeki hak ve menfaatlerinin korunmasını amaçlayan bu yaklaşımın balıkçılıktan turizme, hidrokarbon aramalarından su altı kültürel mirasına, bilimsel çalışmalardan deniz altındaki kablo ve boru hatlarına kadar geniş bir alanı kapsadığını kaydetti."Mavi Vatan doktrinimiz sahada karşılık bulmuştur"Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasının onaylanmasını Türk diplomasisi açısından önemli bir başarı olarak değerlendiren Prof.
Dr. Nafiz Maden, "Türkiye'nin 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile yaptığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı'nın 20 Ekim 2026 tarihinde de Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Türk diplomasisinin büyük bir başarısıdır. Bu anlaşmayla Akdeniz'de, deyim yerindeyse, istikrarın ve huzurun sağlanması Türkiye tarafından benimsenmiştir.
Esasında anlaşmanın yapılması ve Libya Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanması, Mavi Vatan doktrinimizin sahada karşılık bulmuş halidir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, Tobruk merkezli Halife Hafter ve oğulları ile Temsilciler Meclisi tarafından bu anlaşmanın onaylanmasında büyük emeği vardır. Bu, Türk Dışişleri Bakanlığının, Türk siyasetinin ve Türk diplomasisinin Doğu Akdeniz'le ilgili olarak gerçekleştirdiği büyük bir diplomatik başarıdır.
Bu süreçte Türkiye, "tek Libya" vurgusunu öne çıkarmış ve böylece Libya'da dengeli ve hakkaniyetli bir stratejik hamle gerçekleştirmiştir. Libya Temsilciler Meclisi, yaklaşık yedi yıl sonra bu anlaşmayı onaylamıştır. Böylece Mavi Vatan doktrinimiz sahada karşılık bulmuştur.
Bu anlaşmayla Türkiye, Libya'nın hem karasında hem de denizlerinde ve açık denizlerinde enerji arama faaliyetleri yürütülmesi, ayrıca Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) ruhsat alması konusunda girişimlerde bulunmuştur. Hafter'in yönettiği Tobruk merkezli güçler, 27 Kasım 2019'dan itibaren bu girişimlere sürekli veto koymuşlardı.
Anlaşmanın onaylanmasıyla birlikte bu vetonun da geri çekilmesi sağlanmıştır" dedi."Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları krizlerin temel nedenlerinden biri"Anlaşmanın bazı ülkeler tarafından tepkiyle karşılandığını belirten Prof. Dr. Maden, "Mısır, İsrail ve Yunanistan da anlaşmanın onaylanmasına tepki göstermiştir.
Özellikle Mısır, anlaşmanın geçersiz ve hükümsüz olduğunu ileri sürerek Birleşmiş Milletlere bildirimde bulunmuştur. Bu adım, yaklaşık yedi yıl sonra atılmıştır. Esasında burada, Mısır'ın Yunanistan'la yaptığı anlaşmaya da atıfta bulunulmaktadır.
İsrail ise bu onayı şiddetle kınamıştır. İsrail, anlaşmanın Doğu Akdeniz'de istikrarsızlığa yol açtığını ileri sürmüştür. Ancak Doğu Akdeniz'de ve Orta Doğu'da istikrarsızlığa kimin yol açtığı ortadadır.
Yunanistan da bu kararı oldukça sert bir şekilde eleştirmiş ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine sunduğu bir raporla anlaşmanın bölgede oluşturabileceği olası tehditlere ilişkin uyarılarda bulunmuştur. Bu tepkilerin sebebi aslında oldukça basittir. Amerikan Jeolojik Araştırmalar Kurumunun 2010 yılında Doğu Akdeniz'le ilgili hazırladığı bir raporda, bölgede toplamda 30 milyar varil petrol eşdeğeri enerji kaynağının bulunduğu belirtilmiştir.
Türkiye ile Libya arasında yapılan deniz yetki alanları anlaşması da bu enerji kaynaklarıyla doğrudan ilişkilidir. Açık denizlerde doğal gaz boru hatları ve denizaltı elektrik kabloları döşenebilir. Ancak bu hatlar başka bir ülkenin kıta sahanlığından geçiyorsa ilgili ülkenin haklarının ve uluslararası hukuktan doğan yetkilerinin dikkate alınması gerekir.
Yunanistan, son olarak yaptığı bir açıklamada, "Biz sadece bilgi vereceğiz, izin alma gibi bir durumumuz söz konusu değildir." demiştir. Ancak 20 Ekim 2026 tarihinde Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan anlaşmayla, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatına ilişkin önemli bir siyasi mesaj verilmiştir.
Dolayısıyla doğal gaz boru hatları ve denizaltı elektrik kabloları Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesi üzerinden geçirilecekse Türkiye'nin deniz yetki alanlarından doğan hakları ve uluslararası hukuktaki konumu dikkate alınmalıdır" diye konuştu."Türkiye'siz hiçbir enerji projesi başarıya ulaşamayacaktır"Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de adil paylaşım ve bölgesel iş birliğini esas aldığını vurgulayan Prof.
Dr. Maden, "Bu anlaşma aynı zamanda Türkiye'nin güvenliğinin de karşılık bulmuş halidir. Türkiye'nin stratejik vizyonu, Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakların adil paylaşılması ve bölgeye huzur getirilmesi üzerine kuruludur.
Türkiye, uluslararası hukuku gözeterek ve bölge ülkeleriyle iş birliğine açık bir yaklaşımla hareket etmektedir. Dışişleri Bakanlığı da anlaşmanın onaylanmasını memnuniyetle karşılamış, Türkiye'nin bölgesel iş birliğine açık olduğunu vurgulamıştır. Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin yer almadığı hiçbir proje veya uluslararası faaliyet başarıya ulaşamayacaktır.
Türkiye yalnızca Doğu Akdeniz'de değil, Karadeniz'de de enerji arama çalışmalarını sürdürmektedir. Batı Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'nda üretim ve doğal gazın karaya ulaştırılmasına yönelik çalışmalar devam ederken Barbaros Hayreddin Paşa gemisi de Rize ve Trabzon açıklarında sismik araştırmalar yapmaktadır. Bu çalışmaların ilerleyen dönemde sondaj faaliyetlerine dönüşmesini ve Türkiye'nin Doğu Karadeniz'de de enerji kaynaklarına ulaşmasını umuyoruz.
Amerikan Jeolojik Araştırmalar Kurumunun 2010 yılında hazırladığı raporda, Doğu Akdeniz'de yaklaşık 30 milyar varil petrol eşdeğeri enerji kaynağının bulunduğu ortaya konulmuştur. Bölgedeki krizlerin temel nedenlerinden biri de bu kaynaklardır. Türkiye, yürüttüğü faaliyetlerde uluslararası hukuku gözetmektedir ve bölgenin en önemli güçlerinden biridir.
Hiçbir forum, faaliyet veya ortaklık Türkiye olmadan hayata geçirilemeyecektir. Türkiye, Doğu Akdeniz'de yalnızlaştırılamayacaktır. Libya Temsilciler Meclisinin anlaşmayı onaylaması da bunun en son göstergelerinden biridir" şeklinde konuştu.


